7 Ağustos 2014 Perşembe

BRUGGE -BRUGES

1,5 gunluk Bruksel maceramizin ardindan, Bruge'e gitmek icin merkez tren istasyonuna gelmistik.  Eger, siz de bizim gibi Bruges'e gunubirlik gitmek istiyorsaniz ve elinizde esyalariniz varsa, esyalarinizi istasyondaki cesitli boyutlardaki dolaplara kilitleyebilirsiniz. Alisveris yapan gezginlere cok buyuk kolaylik sagliyor :)

Yolculuk yaklasik 1,5 saat suruyor. Ve gidis- donus tren bileti icin kisi basi 30 Euro odedik biz. Tren saatleri ve bilet fiyatlarina buradan ulasabilirsiniz : http://www.raileurope-world.com/train-tickets/journey-insights/article/brussels-bruges

Ancak, yazimin baslangicinda hemen belirtmek istiyorum. Yaziyi okurken, In Bruges filminin adini cok sik duyacaksiniz. Ben filmi Bruges'u gordukten sonra izlemek istemistim. Boylece, filmi izlerken kendimi adeta Bruges'un sokaklarinda hissettim. Gordukten once ya da sonra izlemek size kalmis. Ama, mutlaka izleyin! Hatta bu yazimi In Bruges soundtrack'i esliginde izlemenizi oneriyorum. Zira, filmin muzikleri de muhtesem! En sevdigim soundtrack'i burada. Dinlemek isterseniz buyurun :


Trenden inip tourist information'a giriyor ve sehrin haritasini aliyoruz. Harita o kadar guzel hazirlanmis ki, harita kullanmadan hic anlamayan ben bile tarif edilen yerleri elimle koymus gibi buldum :)  O yuzden, benim size tavsiyem 1,5 euro verip bu haritayi mutlaka almaniz yonunde. Biz yurumeye aliskin oldugumuz icin, Bruge'un tamamini yuruyerek gezdik. Biraz yorulduk. Ama, her sokagini, gezmis olduk bu buyulu sehrin.. Eger, yorulurum diyorsaniz o zaman istasyon cikisinda her 10 dakikada bir merkeze giden otobusler var. Bu otobusleri kullanabilirsiniz.

Ve basliyoruz Bruges'u kesfetmeye. Kendimizi Bruges'un arnavut kaldirimlarinda yururken buluyoruz. In Bruges' deki Ken karakterinin de dedigi gibi, Belcika'nin en iyi korunmus ortacag kenti Bruges. Oncelikle sehrin meydanina geliyoruz. Meydanda, bir at heykeli var. Heykelin adi Flandria Nostra. Heykeldeki kadin Burgdylu Mary. Bruksel duku Cesur Charles'in tek cocucgudur.  Mary, cok zengin olan babasinin tek varisi oldugu icin bir cok prens topraklarini genisletmek icin Mary ile evlenmek istiyor. Mery, 18 Agustos 1477 tarihinde Avusturya Arsiduku Maximilian ile evleniyor. Evlenmeden once, Arsiduk Maximilian, o zamana kadar daha once esi gorulmemis bir sey yapiyor. Ve mustakbel esine, evlilik sozu olarak pirlantali nisan yuzugu takiyor. Yani, hepimizin bildigi ve tum kadinlarin sevdigi pirlanta yuzuk muhabbetinin temeli buradan geliyor :)


Istasyondan Merkeze Yururken


Le Grand Place

Mery'nin heykelinden sonra, muhtesem Can Kulesi gozumuze ilisiyor hemen. Belfort Can Kulesi. 1240 yilinda insa edilen kule 83 m yuksekliginde. Ve hala aktif. In Bruges filminin Can Kulesi'nde gecen, yeterince etkileyici olan final sahnesini  izlerken, burayi gormus olmam daha bir derinden sarsilmamama neden oldu. Filmi izleyince, bana hak vereceginize eminim.

Belfort ( Can Kulesi )

Meydanin hemen kosesinde 'Historium' denilen bir bina carpiyor gozumuze. Iceri giriyoruz. Binada fim ve animasyonlarla 15 yy' de Bruges'deki hayatin nasil oldugu anlatiliyor. Giris ucretli.  Historuium'un internet sitesindan bakarak, binaya girip girmemeye karar verebilirsiniz. Sitenin adresi  ise soyle : http://www.historium.be/en#content-home

Historium

Kanala dogru ilerliyoruz artik. Christmas suslemeleri Bruges'un romantikligine romantiklik katmis adeta.. Tas koprude, manzarinin verdigi etkiyle buyulenip kaliyoruz bir sure. Kanal turu yapan kimse olmadigini gorunce, cevredeki turistlere soruyoruz. Hava kotu oldugu icin o gun  kanal turu yapilmadigini soyluyorlar. Mersinli anne- kiz, donma esigine geldigimiz icin pek de uzulmuyoruz aslinda bu habere :) Burada birkac fotograf cektikten sonra donus yoluna geciyoruz.

Tas Kopru Manzarasi

Donus yolunda, isinmak icin Chirstmas Markt'ten bir gluhwein ( sicak sarap ) alip istasyona geliyoruz.
Belcika gezisinin en guzel yani kuskusuz Bruges'du benim icin. Cok muhtesem bir ruh haliyle trene bindim ve yolculuk boyunca aklimda hep Bruges vardi..

Yazimi In Bruges filminden bir replikle bitirirken, Hollanda, Almanya taraflarina gelme planiniz varsa, planiniza mutlaka Bruges'u de eklemenizi oneriyorum.

''Burasi peri masali gibi bir yer sahiden.  Gercekten de oyle. Buranin Belcika'da olmasi buyuk bir kayip. Ama, Belcika yerine eli yuzu duzgun baska bir ulkede olmus olmasi durumunda, herkesin gormek icin gelip sehri mahvedecegini farkediyor insan.''



6 Ağustos 2014 Çarşamba

BRUKSEL - BRUSELLS

Avrupa Birligi'nin baskenti olan Bruksel'i gormeyi 2 yildir istiyordum. Ancak, cok yogun calistigim ( denetim sektorunde calisan bilir ) ve ayni zamanda da yuksek lisans yaptigim icin bu istegimi bir turlu gerceklestirme firsati bulamamistim. Taa ki, kariyerime bi sure ara verip Heidelberg'e tasinana kadar :)

Esim, yogun bir sekilde makalesi uzerinde calistigi icin, gezi arkadasi olarak canim annemi aldim yanima :)

Heidelberg'ten Bruksel'e ulasim olanaklarini arastirdigimda, trenin de otobusun de Bruksel'e 6 saatte ulastigini gordum.  Eger tren ile gitmek isterseniz aktarma yapmaniz gerekiyor. Aktarma arasinda, sogukta beklemek, benim gibi Mersin gunesinde buyumus bunyeler uzerinde aksilenmeye neden olabiliyor :)  Ve son olarak da otobus bilet fiyatinin tren bilet fiyatinin yarisi oldugunu gorunce, hic dusunmeden Bruksel biletimizi aldik. Gidis- donus 70 Euro'ya hem de! Avrupa'da birden fazla ulke gormek istiyorsaniz, otobus firmalarini mutlaka kontrol edin derim! Bizim kullandigimiz firma   Eurolines. (http://www.eurolines.de/de/startseite/) Avrupa'nin hemen her yerine seferi var.

6 saatlik otobus yolculugumuzun ardinda Bruksel'e vardik. Vardigimizda, saat sabah 6 civariydi. Merkez istasyona cok yakin olan, otelimiz B&B Nord Sud House'a geldik. Otelden inanilmaz derecede memnun kaldigimizi hemen belirtmek istiyorum! Sahibi Stephanie yetenekli bir ic mimar. Ailesinden kalan eski ahsap bir konagi karakteristik sekilde restore etmis. Dekorasyonuna bayildim! Ayrica, kahvaltisi muhtesem ve metro istasyonuna da yurume mesafesinde.

Biraz uyuyup dinlendikten sonra sehri kesfetmek icin hazirdik artik. Ilk olarak sehrin meydani 'De Grote Markt- La Grand Place''e geldik. 17. yy'de Fransa krali bu meydani bombalatmis. Ve yalnizca belediye binasi ( Hotel de Ville ) ayakta kalmis.  Daha sonra, sehrin ileri gelenleri meydani restore ettirmis ve meydan bugunku halini almistir. Belediye binasinin kulesinin tepesinde, sehrin koruyucusu olduguna inanilan 'Michael' isimli basmelek yer almaktadir.


Grote Markt ( Meydan )


Belediye Binasi ( Hotel de Ville )


Meydanda fotograf cektikten sonra, 'Iseyen Cocuk ' ( Manneken Pis) heykelini gormeye gidiyoruz.
Ancak, heykeli gordukten sonra hayal kirikligina ugramadim desem yalan olur. Bruksel'de gormeniz gereken seyler siralamasinda en ustlerde cikan Manneken Pis,  neredeyse sus havuzunu andiran mini minnacik bir heykel. Hikayesi ise soyle : Bir zamanlar bir baba, carsida oglunu kaybetmis. Ve oglunu bulursa, buldugu yere heykelini yaptiracagina soz vermis. Boylece, ' Iseyen Cocuk' heykelini yaptirmistir.

Iseyen Cocuk Heykeli




Iseyen Cocuk Heykeli'nin hemen ilerisinde Everard't Serclaes adli heykele rastliyoruz.  Belcika'nin lokal kahramanlarindan birine ait olan bu heykele dokunmanin sans getirilecegine inaniliyormus. Biz de dokunduk :)

Annem ve Everard't Serclaes :)


Iseyen Cocuk Heykeli'ni de gordukten sonra, meydanin hemen ilerisinde bulunan 'Galeries Saint Hubert' Pasaji'na giriyoruz.  Pasajin icerisinde, mucevherciden, cantaciya, cikolataciya kadar bir cok magaza var. Leonidas ile beraber Belcika'nin en unlu cikolatacilarindan olan 'Corne Post Royal' in hayran kaldim!

Galeries Saint Hubert Corne Port Royal 

Pasajin sonu, Rue des Bouchers'ye cikiyor.  Rues des Bouchers'ye girdiginiz zaman kendinizi adeta Nevizade ya da Cicek Pasaji'ndaymis gibi hissediyorsunuz! Istanbul asigi olan biri olarak tabi ki de bayildim buraya! :)

Rue des Bouchers

Belcika, cikolatalari, biralari, midye ve patatesleriyle unlu. Hepsine bayilmakla birlikte Chez Leon'un sarimsak soslu midyesi ile Leonidas'in makaronuna hayran kaldim! Aklima nefis tatlari geldigi icin, su an yazmakta zorlaniyorum, o derece :) Burayi aklimiza yazip, aksam tekrar gelmek uzere buradan ayriliyoruz.

Chez Leon


Muthis Lezzetli Sarimsakli Soslu Midye

Bruksel'in Nevizadesi, Rue des Bouchers'den ciktiktan sonra Notre Dame du Sablon Kilisesi'ne geliyoruz. Paris'teki Notre Dame Kilisesi'ne kiyasla oldukca kucuk.


Notre Dame du Sablon Kilisesi

 Burayi da gezip, gorulecek yerler listemizden cikardiktan sonra adalet sarayina dogru hareket ediyoruz. Binayi gordugunuz zaman, saray adini gercekten hakettigini anlayacaksiniz. Eger, o buyulu ani yok etmek istemiyorsaniz, sakin ola zihninizin burayi Istanbul'daki 'Avrupa Adalet Sarayi' ile karsilastirmasina izin vermeyin!


Bruksel Adalet Sarayi

Yemek yemek icin sabirsizlanirken son olarak Belcika Kraliyet Sarayi'na dogru yola koyuluyoruz. Saray, kraliyet ailesine ait, mimarisi muhtesem bir konak. Ancak, kraliyet ailesi burada kalmiyor.


Kraliyet Konagi
Nihayet midye yemeye Chez Leon'a geliyoruz. Muhtesem midyelerimizi yedikten sonra, sehri bir kez de gece gorelim diye meydana iniyoruz tekrar.

Fotograf Makinesinin Azizligine Ugrayan Anne & Kiz :)

 O gunun sukran gunu olmasi nedeniyle, o mukemmel cikolatacilarin ziyaretcilerine ucretsiz makaron ve sampanya ikram ettiklerini farkettigimizde, kendimizi cennete dusmus gibi hissediyoruz adeta :) O gece Leonidas'ta yedigim macaron'un tadi hala damagimda! Bu kadar lezzetlisini gercekten hicbir yerde yemedim. Ve evet, dogrudur; macaron'un tadi damagimdan gitmesin diye diger magazalarda ikram edilen cikolatalari yemedim! :) Yemekten fotograf cekmeye firsat bulamadim :)


Makaron yemeden hemen once :)


Ikinci gun enerjik bir sekilde uyanip kahvaltimizi yaptik. Ilk duragimiz Sablon'da kurulan ikinci el pazari idi. Bu pazarin ununu Bruksel'in mudavimi olan bir arkadasimdan duymustum. Pazarda cok guzel ahsap antika mobilyalar, porselenler ve camlar var. Eger, siz de benim gibi vintage tarzi unrunler kullanmayi seviyorsaniz bu pazara mutlaka ugramalisiniz! Yalniz, pazarlik etmeyi kesinlikle unutmayin! Abartisiz yari yariya indiriyorlar fiyatlari. Biz buradan cok iyi durumda, Ingiliz porselini yemek ve cay takimi aldik kendimize. Hem de inanilmaz uygun bir fiyata! Evimde goren herkes nereden aldigimi soruyor :) Bir dahaki sefere, sirf bu pazar icin araba ile gitme planim var!

Bruksel gezimizi Sablon'daki pazar gezimizle sonlandirip Bruges'e gitmek icin istasyonun yolunu tuttuk.   Bruksel icin 1,5 gunun yeterli oldugu dusuncesindeyim.

5 Ağustos 2014 Salı

HEIDELBERG

Almanya'nin guney batisinda yer alan sevimli oldugu kadar da romantik olan bir sehirdir Heidelberg. O kadar ki; 'Wege der Romantik', yani Almanya'nin en romantik kenti olarak adlandirilir. Sahip oldugu essiz dogasi, Schloss ( sarayi) ve icinden gecen Neckar nehri ile bir cennettir adeta. Iliman bir iklime sahip olan Heidelberg her yil uc milyona yakin ziyaretci akinina ugramaktadir.

Heidelberg, Ren ve Neckar Nehri'nin arasinda kalan vadide kurulmustur. Ortacag'dan kalma masalsi sehirde tarih ve doga ic icedir. Hatta, sehrin guzelligi 'Ich hab mein Herz in Heidelberg verloren ( Kalbim Heidelberg'te kaldi) sarkisina ilham kaynagi olmus, daha sonra 1926 ve 1952 yillarinda  isimlerini bu sarkidan alan iki de film cekilmistir.

Heidelberg'in bir baska ozelligi ise, Ikinci Dunya Savasi sirasinda bombalanmamis tek Alman sehri olmasidir. Bu nedenle de diger Alman sehirlerinin aksine, Heidelberg hala orijinalligini korumaktadir.

Heidelberg, ayni zamanda bir universite sehridir. 1386 yilinda kurulan Heidelberg Universitesi Avrupa'nin en eski universitesidir. Unlu Alman filozof  Georg Wilheim Friedrich Hegel 1816- 1818 yillari arasinda Heidelberg Universitesi'nde bulunmustur. Ayrica, bu universitede calisan profesorler ucu fizik, ucu kimya, ucu de tip alaninda olmak uzere toplam dokuz farkli nobel odulu kazanmislardir. 

Sehrin en meshur caddesi olan Hauptstrasse, Avrupa'nin yayalar icin ayrilmis en uzun caddesidir.


Hauptstrasse'de bir yaz gunu





Haupt Strasse'nin bitiminde yer alan Markplatz Meydani'nda bir Herkul heykeli ve cesmesi bulunur. Bu heykelin, 1700'lu yillarda, sehri Fransizlar'a karsi koruyan halkin kahramanligini simgeledigi soylenir. Heykelin orijinali ise Kurpfaelzisches Museum'da bulunur.


Markplatz'ta, insanlar kapilarindan disari tasan cafeler'de yemek yerken :)




Sehrin, kale ile beraber en cok turist ceken bir diger duragi ise ' Alte Brucke' ( Eski Kopru) 'dur.
1788 yilinda yapilan Eski Kopru, Ikinci Dunya Savasi sirasinda Alman askerleri tarafindan yikilmistir. Ancak, savas sonrasinda halkin kendi arasinda topladigi para ile 1947 yilinda tekrar insa edilmistir. Koprunun asil adi Carl Theodor Koprusu'dur. Koprunun uzerinde, kopruyu yaptiran kral Carl Theodar'a ve Roma tanricasina adanan iki adet heykel bulunmaktadir.


Alte Brucke ( Eski Kopru ) Kuleler

Alte Brucke ( Eski Kopru ) uzerindeki heykeller




Heidelberg Kalesi ( Schloss ), adeta bir kartpostal gorunumune sahip. Eger, yeterince kondisyonlu oldugunuza inaniyorsaniz, kaleye, iki tarafini agaclarin sardigi tas merdivenleri kullanarak cikabilirsiniz :) Bu durumda ortalama 10 dk icerisinde kaleye ulasmis olursunuz. Yok ben yorulmak istemiyorum, teknolojiyi kullanmak istiyorum derseniz o zaman yaklasik 2 dk'da kaleye ulasan finukuleri tercih edebilirsiniz.  Kale'nin icerisinde Alman Eczane Muzesi ve dunyanin en buyuk ahsap sarap ficisi bulunmaktadir. 1751 yilinda yapilan bu fici 185 bin 500 litre hacmindedir.  Eczane Muzesi'nde ise, bitkilerin iyilestirici ozelliklerinin ilac sektorunde kullanilmaya baslanmasinin tarihsel sureci, kullanilan malzemeler de sergilenerek, ayrintili bir bicimde anlatilmistir. Muzede bol bol Bayer reklami gormemiz hic de sasirtici degil tabi ki :)


Alte Brucke ( Eski Kopru ) ve Schloss ( Kale )

                            


Schloss ( Kale ) On Kisim



Kaleden Sehir Manzarasi


Kale ve Eski Kopru'den sonra, sehrin cok turist ceken bir baska yeri de 'Filozoflar Yolu' olarak adlandirilan tepedir. Tepeye cikmak icin yaklasik 10 dakikalik dik bir yokusu tirmanmaniz gerekir. Ve Kale'ye cikarkenki alternatifin aksine, buraya cikmak icin herhangi bir finukuler ya da tren bulunmamaktadir.  Ancak, tepeye ciktiginizda karsiniza cikacak olan manzara size yorgunlugunuzu aninda unutturacaktir :)



Filozof Tepesi





Filozof Tepesi'nden Sehir Manzarasi



Son olarak da sehrin Neunheim kisminda yer alan Neckarwiese, yani Neckar Nehri kiyisindan bahsetmek istiyorum. Sehre essiz bir guzellik katan Neckar Nehri'nin kiyisi, ozellikle gunesli havalarda dolup tasmaktadir. Nehir uzerinde yapilan bot turlari Heidelberg'e disaridan bakabilme imkani tanirken, bir kez daha yesile  hayran birakir hepimizi. Vaktiniz olursa, gunes enerjisi ile calisan bot ile bir Neckar Turu yapmanizi oneririm. Tur ortalama 1 saat kadar surmekte olup, fiyati 7 Euro'dur.




Neckar'da Bot Turu


Neckarwiese'de Guneslenen Insanlar


Heidelberg'e gelip, nehir kenarinda buz gibi Alman birasi icmeden olmaz :)


Almanya'nin en guzel sehri olarak kabul edilen Heidelberg, tarihi dokusu ve muhtesem dogasi ile tam anlamiyla buyulu bir ortacag sehri. Sokaklarinda yururken kendinizi, eski bir tarihi filmin karesinde hissedebilirsiniz. Eger, Almanya gezi planiniz varsa Heidelberg'i gormeden kesinlikle donmemenizi oneririm. 2 gunluk bir gezinin yeterli olacagi Heidelberg'e Frankfurt, Stuttgart ve Karlsruhe havaalanlarindan ulasabilirsiniz. Ulasim yaklasik olarak 2 saat surmektedir. Ancak, sehir yilda 3 milyon turist cektiginden, oteller hemen her sezonda cok dolu oluyor. Bu nedenle  rezervasyonunuzu 2- 3 ay oncesinden yaptirmayi unutmayin. Heidelberg'i gordukten bir sure sonra tekrar gormek isteyeceginize eminim :)